Prangasız fikirler

Thursday, Sep 09th

Last update05:54:13 AM GMT

Arabic English French German Russian Spanish
Buradasınız: BÖLÜMLER DENEME/NESİR Aynadaki Yabancı

Aynadaki Yabancı

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

İkindi güneşinin hicran vakti; mey’den yara… Nefesimde volta atan vicdan ağrısının, asi bir çığlık olup damarıma saplandığı demlerde kalbi mesken tutamayan kelimeler arsız, kelimeler sızı, kelimeler can yurduna bigâne…

Ne kadar çare/sizseniz onlar da ötelere vefâsız; pervasızlaştırıldıkları ölçüde.

Beyaza göklerdeki kimliğini giydiren hep, hiç’e mestâne Kulaklarım mücrim ve gözlerim kabahatlerden müteşekkil çile. Oysa bestelenmemiş bir yağmurun son nefesi olacak, şem’e pervaz ruhumla vuslatı kucaklayacaktım. Nadan ülfetlere sığınan halvetle ey kelâmın şöhreti, kapımdan kovulacaktın...Yâri kadar bahtsızsın heyhât içen vedânın.

Gözlerim gün yüzünde, derûnumda gecedir.

Alelade, gaflet ehli, siyahiydi sorular… Sorular kervanıyla akıp giden zamanın cürmüne sarılırken; hançeremde düğümlenen sükûta “ihânet nasıldır” sor ki; -anlatayım eceli-

Tehirleyemediğim zehri gölgene tattırayım. Akşamın huzurlu ve münzevî kentlerinden sokakları soluksuz kalmış şehirlere bıraktığım sükûtumun sîretime küs duası…Gideceksen, önce infazını bekleyen bedevînin gözlerinden sor beni…Titrek bir gül yaprağına dönen ellerime son kez süzül, metanetini bırak gideceksen; kapatma kapılarıma bakışlarını. Kelâmın kıy(â) ımında lâlüebkem kıl beni.

Dünya günlüğünün dağılmaya namzet sahifesi; ne ızdırabıydı aşk’ın Ne ibretti arş’a…

Öyleyse revâ mı ruhuma hibe edilen çilehane? Tümceler aslî vatanından dil kabrine hicret ederlerken çeyrek asırlık hıçkırıktım. Öldüm; meyus bir mevsimin esaretine sığındım. Eşkâlimi sahralardan darağcına bıraktım. Âteş ruhumu yakmayacak kadar bana küstü ve görmeyecek kadar kördüm. Hani güldüm, küle döndüm. Bedenim firâk libasıyla örtülürken kirpiğime kış yağdı. Dağıldı kırbamdaki zambak rüyası. Vechimi dumura uğratan serseri ayaklarım, ney istilâsı… işte şavkım; semanın korkulu sehabı. Cismimi kaybettiğimden beri bir isim vermedi bana yarın. Duvarlardan örülürken duvağım gelmesi mübrem sonsuzluk kapımı çalmadı. Yorgunluğumu sindirmek istediğim kabre sığınmaya ve uykuya muhtâcım. Gün âhında gözyaşıyla kaftanıma sızan günah; senden daha duygusaldım. Ağladın ve kandım. Oysa bir yeminlik acıydın. Yüreğimi Lübâbe direğine bağladım.

Kendim, zülâlim başkasına. Kendim; hadi beni anla…

Hadi ruhumu tekrarı olmayacak cinnetinle hârla.

Azâd et ârafın kaçınılmaz yârlığından azabımı…

Kelâm artık kıyma sükûta.

Ey sözlerin cilveli endâmını kucaklayan ahvâlim ben değil, sensin!

Aynalarda gözlerime bakan yabancı şimdi öylesine yalancı.

07.04.09

Nuray Alper

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile