Prangasız fikirler

Thursday, Sep 09th

Last update05:54:13 AM GMT

Arabic English French German Russian Spanish
Buradasınız: BÖLÜMLER HİKÂYE Yüz Seksen Santim

Yüz Seksen Santim

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Salâm veriliyor. Kimse kimseye selam vermiyor. Benim salâm veriliyor. Birkaç yaşlı göz. Hayatının geri kalanını ancak beni unutarak sindirebileceğinin farkında olan birkaç dost. Birkaç, yani bir-iki. “Zaten” ile başlayan cümleler, “öyle” diyerek varılan yargılar ufak meydanda fısıldanıyor. Müezzin anlamaya çalışmadığımız kelimeleri çığırıyor. Nedenini düşünmeden duygulanan kalabalık, son vazifesini yapmaya hazırlanıyor. Yaşlılar her zaman olduğu gibi kendinden bahsediyor. İyi ki vakit namazının hemen sonrasında bağlıyor elini cemaat, yoksa sesler, tutulamayan kahkahalar beni daha çok rahatsız edecek. Hava sıcak, nemli ve boğucu. Birçok katılımcı, serin ve klimalı evlerine veya ofislerine bir an önce varmayı düşünüyor.

Hayattayken anlamaya çalışırdım, şimdi de anlamaya çalışıyorum. Değişen fazla bir şey yok. Hissetmeye çalışan ben, bir-iki dağlanmış yürek ve cenaze namazını kılarken hata yapmamak için kendini işine veren kalabalık.

Tahmin ettiğimin aksine, pişmanlık duymuyorum. Vaktimin çoğunu kendisine armağan ettiğim hatalarım için kendimi suçlamıyor, “keşke” demiyorum. Yine olsa yine yapacaktım. “Olgunluk adına bunu kazanmış olabilir miyim acaba?” diyorum. Dışarıdakilere bazen bakıyorum, bazen de seslerini duyuyorum. Yüzlerce kederli cümle, onlarca hüzünlü sima. Bir tane dua gelmiyor. Sessizce önüne bakanlardan birisi olduğum için, şimdi sessizce önüne bakanların kafasından geçenleri biliyorum. Bir an önce hayatı doyasıya sömürmek dürtüsü vücutlarını ve beyinlerini kuşatıyor. Ta ki mezarlıktan gerçek hayata dönene değin.

Üzerime atılan toprak dudağımı kaşındırıyor. Ama eminim ki beni boğmayacak. Tahtaların arasından sızan gün ışığı gözümü rahatsız ediyor, bir an evvel kapkaranlık olsun mekânım istiyorum. Hissimin tarifi bekleyiş.

Defin sonrası kumanya dağıtılıyor olmalı, yalnız hissetmeye başlıyorum. Bir an kemiklerim sızlıyor. Artık her şey değişiyor. Çünkü nihai cümleler söylendi, ölüyle vedalaşıldı. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlıyorum. Çünkü gittiler. Yaşayışımı onlara göre düzenlediğim tüm insanlar, görüntüler, algılar gitti. Beğendikleri de gitti, yöremin ağaçları da gitti, korktuğum hayvanlar da, kuraklaşan iklim de beni terk etti, altın madenleri ve petrol varilleri de tükendi. “Keşke” diyorum ilk defa, “Hayatımı şu yüz seksen santimlik ahşap mekânıma göre düzenleseymişim.”

2008

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile