Prangasız fikirler

Saturday, Sep 04th

Last update11:55:57 PM GMT

Arabic English French German Russian Spanish
Buradasınız: BÖLÜMLER KİTAP ÖZETİ Ay Terapisi

Ay Terapisi

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

(Gökte Ay Var, Yeryüzünde Benlik-Mustafa Ulusoy)

Ay kendi yörüngesinde durmadan ilerler.Gökyüzünde bir sükûnet vardır. Yeryüzüne ait içsel kavgalar, çatışmalar, rekabet, hırs ,dedikodu ve didişme gökyüzünde yoktur. Psikoterapist yazar Mustafa Ulusoy , kitabı Ay Terapisi’nde bakışımızı gökyüzüne çeviriyor ve insanın kendini tanımasının yollarından birinin de gökyüzü ile iletişim kurmak olduğunu söylüyor. Ayı seyretmenin sorunları çözdüğünü tespit eden Dr. Mavi bu terapinin adını Ay Terapisi koyuyor . Psikoterapi öykülerinden oluşan kitapta , tüm insanların ortak sorunları yer alıyor.

Kitapta yer alan konuların içinde özellikle benlik anlaşılması gereken bir konu. Çünkü yeryüzüne ait kargaşa ,sıkıntı ve sorunların kaynağı benliğimizdir. Benlik ; kişinin öz varlığı, şahsiyeti , kişiliğidir. Sorun çıkaran, benliğin kendi varoluş gerçeğinden uzaklaşmasıdır. Mustafa Ulusoy , kitabında bu konuyu çok güzel açıklamış;

“İnsanlar arası ilişkilerde gerilim oluşturan insanın benliğidir. Ay’a bir görev vermiştir Yaratıcısı. Ama aya bir benlik vermemiştir. Ay’ın kendi benliğini Yaratıcısına teslim etme gibi bir sorunu yoktur bu yüzden. Ay hiç saptırmadan, dosdoğru yaratıldığından beri kendine biçilen yolunda ilerler. Şevkle yapar bunu. Kendine özgü bir lezzet alarak yapar. Lezzet aldığını da yüzündeki tebessümden anlarız. Ay kendini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokmaz. Onun kimseyle güneşle, yıldızlarla bir alıp veremediği yoktur. Ay varlığını tümden Yaratıcısından alır. O’ na mutlak boyun eğer. Kendi adına yapabildiği bir şey yoktur ayın. Çünkü ay için ay diye bir varlık yoktur. Ya da Ay için “ben” diye bir varlık yoktur. Ve bir iradesi de yoktur. Ay’ın vermesi gereken bir sınavı da yoktur. Kendine bir benlik verilmeyen ay kendi sınırlarını bilerek, kendine tanınan varoluş imkânı yolunda ilerler. Her varoluş bir imkândır. Varoluşuna razıdır, varoluşu için biçilen biçim ve yola da razıdır Ay. Bu yüzden de ne güneşin önüne geçer, ne arkasında kalır. Ne güneşe sataşır, ne yıldızlara. Ne de insanlara.

Yaratıcı her insana bir benlik vermiştir. İnsan için tüm iyiler ve tüm kötüler buradan doğar. İnsanın yaşamda ilk tercih etmesi gereken benliğini kimin adına kullanacağıdır. İnsan bu benliğini kendi için, kendi adına kullanmaya karar verdi mi, artık tüm olaylar kendi etrafında dönsün ister. Bu şekildeki bir benlik kendi yaratılmışlık gerçekliğine karşı çıkmakta ve kendine aykırı davranarak kendini unutmaktadır. Yaratıcıdan bağımsız olmaya karar vermiş bir insan tüm sınırlarını zorlamaya başlar. Olaylara, durumlara hâkim olmak ister. Olayların, durumların, nesnelerin biçimini, anlamını, gidişini kendi belirlemek ister.

Benliğin bu “ben bilirim” tavrı insan ilişkilerindeki sorunların en özdeki nedenini teşkil eder. Böyle bir benlik insanların yaşamına izin verilmese bile fütursuzca girmeye sevk eder kişiyi. Yine fütursuzca insan davranışlarını yorumlamak ister. Kendince, kendi istediği biçimde, kendi açısından en uygun ne ise o biçimde insan davranışlarını yorumlamak ister. Burada benliğin bir iddiası söz konusudur: “Ben neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilirim. Ben nasıl yorumluyorsam öyledir.” Kendi varoluşunu unutan benlik, kendi varoluşunu ilgilendirmeyen konulara saparak kendini beslemeye çalışır. Amaç egoyu daha da şişirmektir.

Benlik bir an için kibirli ve mağrur bir hale gelince ona bir şey beğendirmek de imkansız hale gelir. Onun busu vardır. Ötekinin şusu. Başka birinin de başka bir kusuru. Bu şekilde kendini konuşlandıran bir benlik tam bir dikkat kesilir. İnsanların davranışlarını büyük bir dikkatle gözlemlemeye başlar. İnsanların davranışlarında tenkit edilecek bir açık, kusur, eksiklik, yanlışlık aramaya başlar. Hatta kendisinin haklı çıkması için daha şer bir isteğin içine düşer: İnsanların yanlış davranışlar yapmasını istemek. Bu şekildeki insanlar negatif bir enerji yayarlar çevrelerine. Onların yanında olduğunuzda gözlendiğinizi, hareketlerinizin izlendiğini ve bir mercek altına yatırıldığını sezersiniz. Ve ne zaman bir yanlışım bulunacak diye tedirginlik duyarsınız. Hatta bu izlenme endişesi sizde daha dikkatli olmaya sevk eder, bu da daha çok yanlış yaptırır.”

Çevremizdeki insanların ne düşüneceği ve ne söyleyeceği üzerine kurulmuş bir hayat başlıca mutsuzluk kaynağıdır. Her insan farklı yaradılışta olduğuna göre hepsini memnun etmek,isteklerine cevap vermek imkansızdır. Bu nedenle kişi tüm fiillerini Yaratıcının isteği doğrultusunda yapmalıdır.Varoluş amacından uzaklaşan benlik, narsistleşir .Ve Kur’an’ın tabiriyle ‘kendini yeterli görmeye’ başlar.Bunun akabinde imtihan dediğimiz bu dünyâda içsel huzursuzluklar baş gösterir. Eğer benlik, varoluş amacından uzaklaşırsa her sınırı çiğnemeye hazır hâle gelir.

Ay Terapisi kitabı çeşitli psikoterapi öyküsü içeren, sorunların kaynağını ve olaylara bakış açımızı değiştiren, okunması gereken bir eserdir.Yazar kendi içimize giden yolda, huzur ve sükûnetle Yaratıcının emrine uyan  tabiatın, bize ışık olacağını, anlaşılır bir dille okuyucularına sunmaktadır.

“ Ay karmaşık sorunlar ve duygular içinde kalmış insanlar için bir yol gösterici olabilir.İnsan sorunlarının içinde boğulduğunu hissettiği anda bakışlarını gökyüzüne çevirebilir ve kendine şunu söyleyebilir:

‘Her şeye rağmen gökte ay var.’  ”

 

Nurcan Avcı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile