Prangasız fikirler

Thursday, Sep 09th

Last update05:54:13 AM GMT

Arabic English French German Russian Spanish
Buradasınız: BÖLÜMLER MAKALE Taş tutan ellere Kur'an verilmelidir

Taş tutan ellere Kur'an verilmelidir

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Yılarca sürüp giden ve onbinlerce insanımızın kaybına, on binlercesinin de yaralanmasına ve yüz milyarca doları aşan mali kaybın yanında, manevi yönden onarılması uzun yıllar alacağı bir savaşın sonuna gelindi diyerek sevinirken, bu sevincimizi maalesef gerek -dahili güçler ve gerekse harici güçler- tarafından engellendi.

Gerçekten ülkemiz bu kirli savaştan kurtarılması gerekmektedir.Bu çabayı bütün insanlarımızın göstermesi üzerlerine kaçınılmaz bir sorumluluk ve vazifedir. Artık bu kan durmalı, yüreklerin yanmasına,göz yaşlarının akıtılmasına son verilmelidir. Ama ne yazık ki, elbirliği etmişçesine doğan barış ortamının yok edilmesi için bütün gayretimizle yanan bu yangına yakıt taşımayla başladık ve savaşın devamı için ne gerekiyorsa hiç kaçınılmadan organize olunmuş bir biçimde çalışmalar yaptık. Bütün ümitler yok edilmiş, barışın gelmesi başka bir bahara kalmıştır. Umarım ve dilerim ki ülke daha feci bir kaosa sürüklenmesin, yine umarım ve dilerim ki ülke parçalanmaya doğru itilmesin “Ah keşke barış ortamı iyi değerlendirilseydi” serzenişleri yankılanmasın vicdanlarda.

Hele hele dağa çıkarılan gençlerin anne ve babaları bu ortamı iyi bir fırsat bilmeli ve sözde Kürt halkını temsil edenlere “yeter artık bu gençlerimiz üzerinde oynadığınız oyun” diyerek tepkilerini alenen ortaya koymalıdır. Marksist ve Leninist bir çizgide olan bu parti Kürt Halkını temsil edemez.Kürt Halkı dinine bağlı ve Allah’ın gönderdiği emirleri baş tacı etmektedir. Yıllarca Allah’ın dini uğruna savaş veren bu halk gençliğine de sahip çıkacak ve Selahaddin-i Eyyubilerin torunları olduğunu dosta ve düşmana gösterecektir.

Her ne kadar bu gençlik kandırılmış olsa da, özlerindeki cevherleri muhafaza etmektedir. Zamanla vicdanlarının sesine kulak vermek zorunda kalacaklar ve hakikati anlayacaklardır. Fakat biz üzerimize düşen görevi ne kadar yerine getirmekteyiz. Asıl bunun sorgulanması gerekir. Bu kardeşlerimize hep mesafeli durduk, küçümsedik, acılarını paylaşamadık, bu halkın yanında yer alamadık yıllarca yapılan kirli savaşta. Üzüntülerine ortak olamadık, kimi zaman yapılan zulmü görmezlikten geldik, kimi zaman da yapılan mezalimi alkışladık. Eğer zamanında bu iki halk birlikte hareket etmiş olsaydı, sergilenen oyunu çoktan bozmuş olacaklardı. Bunca akıtılan kan ve gözyaşı duracak, harcanan tirilyonları aşan lira ile ülkenin kalkınmasına vesile olacaktı.

Sefalet içinde yaşayan bu halkı kucaklama zamanı gelmiştir. İnanıyorum ki; bizim bir adım atmamız halinde bu insanların bize on adım atacakları, bizim onlara yürüyerek gitmemiz halinde onların da koşarak bizleri kucaklayacakları dönem açılacaktır.

Asırlarca birlikte yaşadığımız bu halkı kendi ellerimizle kendimizden uzaklaştırdık. En büyük kötülüğü kendi ellerimizle yaptık. Artık öz eleştiri yapmanın zamanı geldi. Devletin insanları birbirine kaynaştıran, kardeş sevgisini artıran, yardımlaşmayı, dayanışmayı ön planda tutan dinimizin öğrenilmesinde engel olunan duvarların kaldırılması gerekmektedir. Küçük yaştaki bu çocukların dimağları yabancı ideolojileri tarafından zehirlenmesinin önüne geçilmelidir. Taş tutan ellere Kur’an-ı Kerim verilmelidir. Allah’ın Resulü ve onun yaşadığı örnek dönem insanlarımıza anlatılmalı ve yaşanılan saadet devrinin örnek edinilmesine çalışılmalıdır. İşte o zaman mutlu ve huzurlu bir dönemin kapıları aralanacak, kardeşlik özlemiyle kucaklaşmalar yaşanacaktır.


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile