Batılı devletler, tek dişi kalmış canavar rolünden, insanlıktan nasibini almamışken, İslam’ın aydınlığından faydalanıp, başlarını kumdan çıkarmışlardır, yaptıkları canavarlıktan kurtulmak için, İslam’ın genel emirlerine sarılmışlar ve çeşitli kanunları bünyelerine adapte edip bir daha Hıristiyan kanı dökmeyeceklerine yemin etmişlerdir.
Fakat içlerindeki canavarlaşmış ruhlarını ve dünyalık hırslarını tatmin etmek için kan dökmekten geri duramayacakları için, kendilerine daima düşman olarak Müslümanları görmüşler ve İslam dinini ortadan kaldırmanın ve Müslümanları köşeye sıkıştırmanın yollarını aramışlardır.
İslami kanunlardan aldıkları insan hakları beyannamesindeki maddeleri kendilerine uydurup ve sadece kendileri için var olan bir insan hakları evrensel beyannamesi yazıp yürürlüğe koymuşlardır.
Evrensel insan hakları beyannamesi ve Avrupa insan hakları beyannamesi sadece batılılar için geçerli olup Müslümanların bu beyannamede hakları ve hukukları yoktur,
Batı’lıların Müslümanlara karşı işledikleri insanlık suçları birçok örnekleri teşkil etmektedir.
Tarihe baktığınız zaman, batı’lılar tarafından işlenen insanlık suçları ciltler dolusu kitap haline gelebilmişse bu onların dinsiz, hiçbir şekilde Allah’a inanmayan insani değerlerden yoksun, canavar ruhlu yapılarından kaynaklanmaktadır.
Bu kendini bilmez, insanlıktan nasibini almamış toplumlar, kendi çıkarları için, kendi insanlarını dahi gözünü kırpmadan öldürebilecek, cani ruhlu kişiler olabilmektedirler.
Batı toplumu dediğiniz zaman insanın aklına hemen vahşilik, hırsızlık, homoseksüellik, tecavüz, fuhuş, cinayet, lezbiyenlik, en doğal insani hakların çiğnenmesi ve her türlü pislik gelmektedir, maalesef bu batılı kâfirler topluluğu bütün pisliklerini Müslümanlara da bulaştırmışlardır.
Müslüman toplumların içinde yaptıkları çalışmalarla, Müslümanları ne dünyalık nede ahiretlik durumuna getirmişledir.
Maalesef Müslümanlar batılı kâfirlerin bütün pisliklerini alıp kendi bünyelerine katmışlar, buna karşılık tüm İslami ve insani değerlerini bırakıp batılı kâfirlerin peşlerine takılmışlardır, Müslümanlar batı hayranı düşünce tarzları ve yaşamları ile batılı kâfirleri bile geçmişlerdir.
Müslümanlar, nasıl yaşarsan öyle ölürsün tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmışlardır ve Müslümanları bu bataklıktan çıkaracak âlimler ve liderler ortaya çıkıp ittifak etmemekle, Kâfirlerin ekmeğine yağ sürmektedirler.
Müslüman toplumlara yapılan soykırımlar, tecavüzler, doğal zenginliklerini sömürmeler, Müslümanların topraklarının işgal edilmesi kimsenin umurunda değildir.
Neden;
Müslümanların liderleri ve âlimleri bir araya gelipte Müslümanların parçalanmışlığına ve dağınıklığına ve başsız kalmasına bir son vermezler, başlarına bir belanın geleceğini düşünerek gerimi durmaktadırlar.
Şunu sakın unutmasınlar bir gün zaten ölmeyecekler’mi, Allah izin vermedikten sonra hiç kimse kendilerine bir zarar veremez.
Neden bu ümmetin, bir avuç İslam düşmanı karşısında rezil rüsvay olmasına ses çıkarmazlar, ben Müslümanım diyen herkese büyük görevler düşmektedir,
Unutmayın!
Müslümanlar tek bir ümmettir, kafirlerde tek bir topluluktur bunun arası asla yoktur, ya Müslümanların safındasın yada İslam düşmanı kafirlerin safındasın, yaşantına bir bak hangi taraftasın, ahiretini düşün ve karar ver.






















