Son zamanlarda düzenlenen kahvaltı, özel günlü ve sohbet amaçlı toplantılarında katılımcıların büyük bir ekseriyeti lüks arabalarıyla dikkat çekerken tesettürlü hanımların çokluğu, ister istemez bu konudaki düşüncelerimi beyan etmek durumunda kaldım.Elbetteki dünya nimetlerinde yararlanmak onların da hakkı. Fakat, lüks ve şatafat içinde yaşamak, israfı meşrulaştırarak hayatın her alanına yaymak iman ettikleri peygamberin hayatıyla örtüşmemektedir.
“Yiyiniz,içiniz israf etmeyiniz,zira israf edenleri Allah sevmez. Saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir” mesajları eğer bizlerin yaşantılarına yön vermiyorsa durup düşünmemiz gerekmez mi? Kaldı ki ayrı bir zümre oluşturan, kendi cemaatinde olmayana selam bile vermekten kaçınan, fakirleri ve miskinleri aşağılayan, kapılarını ve kalplerini varoşlardaki mü’minlere kapatan, yaşam biçimini tamamen batının örf ve adetlerine endeksleyen, mutlu azınlık siteleri oluşturan “sözde müslüman, özde ise burjuva” sınıfı oluşturanlar peygamberin yaşamını iyice etüt ederek okumalarını ve kendilerine gerçek rehber kılmalarını temenni ediyorum.
İslam da sosyal dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerimi anlayarak okusaydık, sosyal yaraların en aza ineceğini gözlemleyecektik. Dünyada bize en sevimli gelenleri Allah yolunda harcamadığımız sürece gerçek iman etmiş sayılmayacağımız kitabımız açık bir biçimde beyan etmektedir.
Beni de derinden sarsan "burjuvazi sınıfına" özenen ve onlardan farksız bir biçimde yaşamlarını sürdüren "sosyete müslüman" kesimi değil mi? Dini kendine ticari geçim kaynağı gören, Kur'anın ayetlerini menfaat ve makamları için yorumlayanlardan daha zalim kim olabilir ki? İşçinin alın terini sömüren, hakkını tam olarak vermeyen, acımasız ruh halini üstün meziyet görenler kendilerini nasıl peygamberin ümmeti olarak göreceklerdir? Cenneti mü'min kullarına can ve mal karşılığında sattığını açıklayan ve cennete talip olan mü'minlerin tavır ve davranışları çok ama çok düşündürücü değil mi? Oysa ki; Rabbim bizlerden kendisinin emaneti olan canı ve malı kendi emirleri doğrultusunda harcama yapılmasını istemektedir.
İslam’da sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı unutanların yüzünden maalesef bunalımlar hızlı bir biçimde yaygınlaşmaktadır. Müslümanlar parayı amaç olarak kullandıkları sürece zillet içerisinde yaşamaya mahkumdurlar.
Bu nedenle Kur'an özümseyerek yeniden okumalıyız ve yaşamımıza uygulamak zorundayız.Allah’ın yüce Resulünün örnek yaşantısını kendimize model almalıyız, bir başkasının bize model olmasına asla ve asla izin vermemeliyiz. Allahı, Resulünü ve mü’minleri sevenleri kendimize dost edinmeliyiz.Hal ile yaşamayanın kal ile etkili olmayacağını Rabbimiz "ey iman edenler niçin yapmadığınız şeyleri söylersiniz, Allah'ı da en çok gazaplandıranlar da yapmadıklarını söyleyenlerdir" buyurmaktadır.






















