Geceler bir başkaydı… Gündüz muhâcir sende
Sükûtun belâsına uğramıştı intizar!..
Minettârım sana ben ömür boyu desende
Dilinden isyan sızar, yüreğinden ah-ı zâr
… Der: “-Ey ehl-i şuâra beni uşşaktan yazın”
… Mağrur bir köle gibi düşer başın, ansızın
Âmâ bir âdem taşır… Münzevî âlem bende
Efkârımın gözleri senin nûrunda ışır
Toprağın nergis kokan âşiyan harabende
Yûsuf yürekli meczûb âşıklara karışır
… Meryem’in iffetine bürünen nazlı kızın
…Gönlüne sevdâ düşer ağlayarak ansızın
Bulutların isyanı yüreğinin süsüdür
Suskun gözyaşlarını feriştahlar silecek
Gözlerin, akılların cüluslu örtüsüdür
Âsiye olan rûhun burçlara yükselecek
… Burak’ın süratine ulaşır vuslat hızın
… Rûhun infilâk eder göklerinde ansızın
Kim bilir! Düşler kırık… Gülümsüyorlar, ya da
Hayatın gölgesine damlatıyor nehrini
Ya da bir mumya gibi yaşıyorsun dünyada
İçiyorsun bengisu diye sevdâ zehrini
… Muhabbet suyu ile yıkanırken her sızın
… Ve bir şâir can verir yıldızında ansızın




















